PwC’nin 28. Küresel CEO Araştırması perakende sektörü için oldukça net bir tablo çiziyor: sektör, bugünkü iş yapış biçimleriyle uzun süre devam edemeyeceğini kendi yöneticilerinin ağzından kabul etmiş durumda. CEO’ların önemli bir bölümü, önümüzdeki on yıl içinde mevcut iş modellerinin ekonomik olarak sürdürülebilir olmayacağını düşünüyor. Bu, perakendenin artık küçük iyileştirmelerle değil, köklü bir yeniden tasarımla ayakta kalabileceği anlamına geliyor.
Bu yeniden tasarımın merkezinde yapay zekâ var. Araştırmaya göre CEO’larının yaklaşık üçte biri, üretken yapay zekânın hâlihazırda gelirlerini ve kârlılıklarını artırdığını söylüyor. Yani yapay zekâ bu sektör için geleceğe dair bir vaat değil, bugünden ölçülebilen bir iş etkisi üretmeye başlamış durumda. Önümüzdeki bir yıl içinde bu etkinin daha da artacağını düşünenlerin oranı ise neredeyse yarıya yaklaşıyor. Bu da şunu gösteriyor: perakende şirketleri yapay zekâyı artık “deneme” alanında değil, doğrudan iş sonuçlarıyla ilişkilendirilen bir araç olarak görüyor.
Buna rağmen önemli bir gerilim var. CEO’lar yapay zekânın değerini kabul ediyor ama aynı zamanda ona tam olarak güvenemiyorlar. Özellikle müşteri verisi, fiyatlama, kampanya kurguları ve stok kararları gibi kritik alanlarda algoritmaların nasıl çalıştığını yeterince şeffaf bulmayan yöneticiler, bu teknolojiyi daha çok operasyonel verimlilikte kullanıp stratejik karar katmanına çekmekte temkinli davranıyor. Bu, perakende için çok kritik; çünkü gerçek sıçrama, yapay zekânın sadece rapor üreten değil, ticari kararları şekillendiren bir aktör haline gelmesiyle mümkün olacak.
Araştırmanın perakende açısından bir diğer güçlü mesajı sürdürülebilirlik tarafında geliyor. CEO’ların önemli bir kısmı, iklim ve çevre yatırımlarının sadece regülasyon veya itibar gereği yapılmadığını, doğrudan gelir artışı yarattığını söylüyor. Bu özellikle perakendede anlamlı, çünkü tüketici artık daha pahalı bile olsa çevreye duyarlı markaları tercih edebiliyor. Yani sürdürülebilirlik, bu sektörde maliyet merkezi değil, büyüme ve marka değeri yaratan bir kaldıraç haline gelmiş durumda.
PwC raporu aynı zamanda perakendede rekabetin yön değiştirdiğini de gösteriyor. Birçok perakendeci artık yalnızca diğer perakende markalarıyla değil, teknoloji şirketleri, pazar yerleri, fintech’ler ve platformlarla da rekabet ediyor. CEO’lar iş modellerini farklı sektörlere açtıklarını söylüyorlar ama bu yeni alanların henüz toplam gelir içinde çok küçük paylara sahip olduğu da kabul ediliyor. Yani sektör dönüşmeye çalışıyor, fakat bu dönüşüm henüz olgunlaşmış değil. Asıl kazananlar, ürün satan değil; veri, müşteri ilişkisi ve platform mantığıyla değer üreten perakendeciler olacak gibi görünüyor.
Bütün bunların üzerine ekonomik belirsizlikler biniyor. Enflasyon, zayıf büyüme ve tüketici harcamalarındaki dalgalanma, perakende CEO’larının kısa vadeli en büyük endişeleri arasında. Bu da şirketleri aynı anda hem maliyetleri sıkı tutmaya hem de teknoloji ve dönüşüm yatırımlarını artırmaya zorluyor. Yani perakende, iki yönlü bir baskı altında: bugünü ayakta tutmak ve yarını kaçırmamak.
Özetle PwC’nin araştırması perakende sektörü için şu gerçeği ortaya koyuyor: Bu sektör artık “daha iyi mağaza”, “daha iyi kampanya” dönemini geçmiş durumda. Gelecek; yapay zekâ ile çalışan, sürdürülebilirlik üzerinden marka değeri üreten ve klasik perakende sınırlarının dışına taşan şirketlerin olacak. Bugün bu dönüşüme girmeyenlerin ise on yıl sonra piyasada kalıp kalamayacağı bile kendi CEO’larının gözünde belirsiz.
PwC Araştırmasının tamamı;
https://www.pwc.com.tr/tr/yayinlar/ceo-arastirmalari/pdf/28-kuresel-ceo-arastirmasi.pdf