Sürdürülebilirliği üç dönüştürücü stratejisinden biri olarak konumlandıran Anadolu Efes, “Derinleşen Etki” yaklaşımıyla yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nda yalnızca yarattığı ekonomik değeri değil, bu etkinin toplumsal ve çevresel alandaki kalıcılığını da odağına alıyor. Şirketin bu yaklaşımının sahadaki en dikkat çekici örneklerinden biri ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı iş birliğiyle hayata geçirilen “İkinci Hasat” projesi oldu.
Kadınların güçlenmesi, döngüsel ekonomi ve yaratıcı üretim ekseninde geliştirilen proje; arpa hasadının ardından tarlada kalan sapların yeniden değerlendirilmesini sağlayarak tarımsal yan ürünleri ekonomiye kazandırıyor. Adıyaman’dan New York’a uzanan uluslararası iş birlikleriyle şekillenen proje, yerel üretim bilgisini küresel tasarım ve araştırma ekosistemiyle buluşturmayı hedefliyor.
Tarımsal Atıklar Yeniden Üretim Zincirine Dahil Ediliyor
“İkinci Hasat” kapsamında Adıyaman merkezli Eliyaman Kadın Girişimi Kooperatifi, Fortuna Kadın Girişimci Kooperatifi ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi birlikte çalışıyor. Projede gönüllü sanatçılar ve tasarımcıların katkısıyla arpa sapları yaratıcı üretim süreçlerine dahil edilerek dekoratif objelerden tekstil yüzeylerine kadar farklı alanlarda yeniden değerlendiriliyor.
Projede ortaya çıkan sanat eserlerinin çevrim içi açık artırmalar aracılığıyla satışa sunulması ve elde edilen gelirin kadın kooperatiflerine aktarılması planlanıyor. Böylece tarımsal atık olarak görülen bir malzeme, kadın emeği ve tasarım aracılığıyla ekonomik değere dönüşüyor.
“Yarattığımız Etkinin Kalıcı Olmasını Önemsiyoruz”
Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, ekonomik ve sosyal dönüşümün de temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, döngüsel ekonomi yaklaşımının şirket stratejisinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.
Saatçi, küresel ekonominin hâlâ büyük ölçüde “al, üret, tüket ve at” modeliyle ilerlediğini ancak kaynakların giderek kritik hale geldiği günümüzde şirketlerin ürünlerini yeniden tasarlayan ve atıkları üretim süreçlerine yeniden dahil eden sistemlere yönelmesi gerektiğini ifade etti. Anadolu Efes’in hem operasyonlarında hem de tedarik zinciri boyunca döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştırmaya odaklandığını belirten Saatçi, “Derinleşen Etki” yaklaşımının temelinde uzun vadeli ve kalıcı fayda yaratma hedefinin yer aldığını söyledi.
Tarımın şirket için stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Saatçi, arpa saplarının yeniden ekonomiye kazandırılmasını kadınların güçlenmesini destekleyen bir yapıyla bir araya getirdiklerini belirterek, projenin ölçeklenebilir bir model oluşturmayı amaçladığını dile getirdi.
UNDP: “Yerel Kalkınma İçin Güçlü Bir Model”
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ekonomik Büyüme ve Rekabetçilik Portföy Yöneticisi Ceyda Alpay ise Anadolu Efes ile yaklaşık 17 yıldır sürdürülen iş birliğinin “İkinci Hasat” projesiyle yeni bir boyut kazandığını ifade etti.
Alpay, projenin tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini kadınların güçlenmesi ve yerel kalkınma ile buluşturan güçlü bir model sunduğunu belirterek, yaklaşımın farklı bölgelerde ve farklı tarımsal ürünlerle yaygınlaşabileceğini söyledi. Döngüsel ekonomi ile sosyal faydayı bir araya getiren bu yapının yeni değer zincirleri oluşturduğunu vurgulayan Alpay, “Bir hasat bittikten sonra yeni bir hasat başlayabilir” yaklaşımının projenin temel fikrini yansıttığını ifade etti.
Sanat ve Tasarım Sürecin Merkezinde Yer Alıyor
Birnur Temel Birtane, projenin yalnızca tarımsal atığın dönüştürülmesine değil, aynı zamanda yerel üretim kültürünün görünür hale gelmesine de katkı sunduğunu söyledi.
Birtane, kadınların projede yalnızca üretici değil; bilgiyi taşıyan, geliştiren ve geleceğe aktaran paydaşlar olarak konumlandığını belirtti. Tarım ile tasarım arasında yeni bağlar kurmayı hedeflediklerini ifade eden Birtane, farklı disiplinlerden sanatçı ve tasarımcılarla birlikte daha sürdürülebilir üretim modelleri geliştirdiklerini dile getirdi.
Projeye baskı, heykel, nakış, çizim, kolaj ve dijital sanat gibi farklı disiplinlerde eserler üreten sanatçılar katkı sağlıyor. Türkiye’nin önde gelen moda ve tasarım isimlerinden Arzu Kaprol, Başak Cankeş ve Simay Bülbül ise tekstil tasarımı odaklı rehberlikleriyle projenin Ar-Ge sürecine destek veriyor.
Hedef: Kalıcı Üretim Modeli ve Yeni Şehirler
“İkinci Hasat” kapsamında önümüzdeki dönemde saha çalışmalarının genişletilmesi, yeni tasarım ürünlerinin geliştirilmesi ve Adıyaman’da kalıcı bir üretim-atölye modelinin kurulması hedefleniyor. Şirket ayrıca modelin üretim yapılan farklı illere taşınarak daha geniş bir etki alanı yaratmasını amaçlıyor.
Adıyaman’dan New York’a Uzanan İş Birliği
Projenin uluslararası ayağında ise Adıyaman’daki kadın kooperatiflerinin üretim bilgisi, hikâyeleri ve kültürel mirası açık erişimli içerikler aracılığıyla küresel araştırma süreçlerine dahil edilecek.
Eylül ayında Fashion Institute of Technology bünyesinde düzenlenecek “Topraktan Yüzeye” sergisi, arpa sapının yaratıcı üretim süreçlerindeki dönüşümünü görünür kılacak. Adıyaman ile New York arasında kurulan bu karşılıklı öğrenme modeli; yerel üretim bilgisini akademik araştırma ve tasarım pratikleriyle buluştururken, “İkinci Hasat” projesi de tarımsal üretim, tasarım ve sosyal faydayı bir araya getiren kapsayıcı bir iş birliği örneği olarak öne çıkıyor.