Besler CMO’su Gülizar Doğan, LinkedIn’de yaptığı içten paylaşımla hepimizin hayatına dokunan bir konudan söz etti: “Bugün dolapta ne var? Akşama ne yesek?”
Bu soruların sadece mutfakta değil, zihinde de dolaştığını hatırlatan Doğan, özellikle kadınlar üzerinde ciddi bir mental yük oluştuğuna dikkat çekti. Dondurulmuş gıdanın ise bu yükü hafifleten sessiz bir yardımcı olduğunu vurguladı.

Dondurulmuş Gıda = Sadece Pratiklik Değil
Paylaşımın en dikkat çeken noktalarından biri şu oldu: Dondurulmuş gıda, sanıldığı gibi sadece “kolaylık” değil.
Doğan’ın verdiği rakamlar da bunu destekliyor: Türkiye’de kişi başı tüketim yaklaşık 8 kilo. Amerika’da 50 kilo, Avrupa’da ise 30 kilo seviyesinde. Yani Türkiye’de bu kategorinin hâlâ anlatacak çok hikâyesi var.
“Biz de lider marka olarak bunu anlatmayı görev biliyoruz” diyen Doğan, işin arkasındaki emeğin görünür olması gerektiğini vurguladı.
Tarladan Dondurucuya 24 Saat
Gülizar Doğan, ürünlerin yolculuğunu da adım adım anlattı.
Hasattan sonra sebze ve meyveler en geç 24 saat içinde paketleniyor.
IQF teknolojisiyle tek tek donduruluyor.
Bu da evde yapılan dondurmadan en büyük farkı yaratıyor.
Yani ürünler tazeyken kilitleniyor, besin değeri korunuyor.
“Döngüsel Bereket” Dedikleri Şey Aslında İsraf Etmemek
Paylaşımın en ilham veren bölümlerinden biri de üretim tarafıydı.
Doğan’a göre bu sistemin arkasındakiler;
- Ziraat mühendisleri
- Çiftçilerle sözleşmeli tarım
- Kontrollü tohumlar
- Uçtan uca planlama
Üstelik atık da yok.
Ayıklanan kabuklar hayvan yemine gidiyor, biyogaza dönüşüyor.
Bu yapıya “Döngüsel Bereket” adını veriyorlar.
“İyi Bir Şey Yaptığımızı Bilmek Yetiyor”
Doğan, bu süreci fikir liderleriyle paylaşmaktan duyduğu mutluluğu da saklamadı.
“İyi bir şey yapıyoruz hissinden daha motive edici bir şey yok” sözleri, paylaşımın en samimi cümlelerinden biri oldu.
Anlatmanın da bu yüzden keyifli olduğunu vurguladı.
Sektöre Açık Çağrı: Gelin Bu Hikâyeyi Birlikte Büyütelim
Gülizar Doğan, paylaşımında iletişim dünyasına da seslendi:
- Bu kategori doğru bilgiyle anlatılmalı.
- Şeffaf olunmalı.
- Gerçek veriler konuşmalı.
Ve markalar, gazeteciler, iletişimciler bu hikâyenin parçası olmalı.
“Marka dostumuz olun” çağrısı da tam olarak buradan geliyor.
“Bu Konfora Güvenebilirsiniz”
Paylaşımın finali ise çok netti:
- Ayıklanmış bezelye.
- Yıkanmış ıspanak.
- Ağlatmayan soğan.

Gülizar Doğan’a göre bu konfor artık lüks değil, güvenle tüketilebilen bir ihtiyaç.
Ve dondurulmuş gıdanın hikâyesi, daha yeni başlıyor.
Kaynak: Gülizar Doğan Linkedin Paylaşımı