Siemens Türkiye, 170 yılı aşan geçmişiyle Türkiye’nin sanayi ve teknoloji dönüşümünde rol alan köklü şirketlerden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. 1856 yılında başlayan yolculuğunu bugün dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı teknolojiler ekseninde geleceğe taşıyan şirket; telekomünikasyon, enerji, sanayi, sağlık, ulaşım, binalar ve altyapı gibi birçok alanda geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin endüstriyel gelişiminde uzun soluklu bir rol üstleniyor.
Sanayi ve teknolojide uzun vadeli yaklaşım
Siemens Türkiye, faaliyetlerini kısa vadeli hedeflerin ötesinde uzun vadeli değer üretimi odağında şekillendiriyor. Yerel mühendislik gücünü küresel teknoloji birikimiyle birleştiren şirket, Türkiye’deki operasyonlarını yalnızca ticari büyüme perspektifiyle değil; üretim, inovasyon ve insan kaynağı gelişimi ekseninde konumlandırıyor.
Şirketin öncelikleri arasında dijital dönüşümün hızlandırılması, sanayide verimliliğin artırılması ve sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaştırılması yer alıyor.
Dijitalleşme ve endüstriyel yapay zekâ odağa alınıyor
Siemens Türkiye’nin gelecek vizyonunda dijitalleşme, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı sistemler önemli bir yer tutuyor. Şirket; yapay zekâ destekli üretim sistemleri, dijital ikiz teknolojileri, otomasyon çözümleri ve akıllı enerji altyapılarıyla daha verimli ve dayanıklı sanayi sistemlerinin geliştirilmesini hedefliyor.
Özellikle sanayide dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte veri analitiği ve otomasyon teknolojilerinin üretim süreçlerindeki rolünün daha da artması bekleniyor. Siemens Türkiye de bu dönüşümde teknoloji sağlayıcısı olarak konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor.
Türkiye, Siemens’in küresel mühendislik ağında öne çıkıyor
Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ve mühendislik yapılanması içinde stratejik merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin Türkiye’de görev yapan 800’ü aşkın mühendis ve araştırmacıdan oluşan ekibi ile bugüne kadar ulaşılan 3 milyar TL’lik Ar-Ge yatırımı, bu yapının önemli göstergeleri arasında yer alıyor.
Türkiye’de geliştirilen mühendislik çözümleri ve dijital teknolojiler yalnızca yerel pazarda değil, Siemens’in global operasyonlarında da kullanılıyor. Bu yapı, Türkiye’nin şirket açısından yalnızca üretim yapılan bir ülke değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir merkez olarak konumlanmasını sağlıyor.
Üretim ve ihracatta güçlü kapasite
Siemens Türkiye’nin üretim faaliyetleri de şirketin küresel değer zincirindeki rolünü güçlendiriyor. Gebze’de bulunan orta gerilim dağıtım panosu üretim tesisinde bugüne kadar 100 bini aşkın üretim gerçekleştirildi. Farklı ülkelere ihracat yapan tesis; çevre dostu teknolojileri, uzun ömürlü yapısı ve düşük bakım ihtiyacıyla enerji altyapılarına yönelik çözümler sunuyor.
Dijital üretim altyapısıyla faaliyet gösteren tesis; otomasyon sistemleri, dijital ikiz teknolojileri ve entegre üretim yönetimi uygulamalarıyla modern sanayi üretiminin öne çıkan örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Siemens’in Türkiye’deki alçak gerilim üretim operasyonları da küresel üretim ağında önemli bir yere sahip bulunuyor. 1961 yılında kurulan tesis, yıllık yaklaşık 20 milyon adetlik üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor.
Sürdürülebilirlik ve toplumsal etki odağı
Siemens Türkiye, teknoloji ve mühendislik çalışmalarını sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birlikte ele alıyor. Şirket; enerji verimliliğini artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve emisyonların azaltılmasına katkı sağlayan teknolojilere odaklanırken, insan kaynağı gelişimi, kapsayıcılık ve etik değerler alanlarında da çalışmalar yürütüyor.
Bu yaklaşım doğrultusunda Siemens Türkiye, ekonomik büyümenin yanı sıra çevresel ve toplumsal etkiyi birlikte değerlendiren bir strateji izliyor.
Hüseyin Gelis: “Teknolojiyi toplumsal fayda perspektifiyle ele alıyoruz”
Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, şirketin gelecek vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde, köklü mühendislik deneyimini yenilikçi teknolojilerle birleştirdiklerini belirtti.
Gelis, dijital dönüşümün hızlandırılması, endüstriyel yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yeşil teknolojilerin sanayiye entegrasyonunun öncelikli alanlar arasında bulunduğunu ifade etti. Teknolojiyi yalnızca geliştiren değil; ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri birlikte değerlendiren bir anlayışla hareket ettiklerini vurgulayan Gelis, Siemens Türkiye’nin “zamanın ötesinde” bir şirket olma hedefini sürdürdüğünü söyledi.
Thomas Kolbinger: “Türkiye stratejik üretim ve inovasyon merkezi”
Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger ise şirketin uzun vadeli büyüme yaklaşımına dikkat çekti. Kolbinger, Türkiye’nin Siemens için yalnızca bir pazar olmadığını; aynı zamanda üretim, mühendislik ve inovasyon açısından stratejik bir merkez konumunda bulunduğunu belirtti.
Güçlü Ar-Ge yatırımları, ihracat kapasitesi ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarla Türkiye’de uzun vadeli değer üretmeye devam ettiklerini ifade eden Kolbinger, şirketin 170 yıllık geçmişini geleceğe dönük yatırımlarla sürdürdüğünü söyledi.