Getir ve Veri Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırma, fiziksel market alışverişinin tüketiciye yalnızca ürün maliyetiyle sınırlı olmayan bir yük getirdiğini ortaya koydu. Türkiye genelinde 1.320 kişinin katılımıyla yapılan çalışmaya göre, haftalık market alışverişi hazırlıktan ürünlerin eve yerleştirilmesine kadar yılda ortalama 96 saat sürüyor. Alışveriş için yapılan gidiş-dönüş ulaşım harcamaları ise yıllık yaklaşık 12 bin 950 TL’ye ulaşıyor.


Market alışverişinde zaman ve bütçe kadar fiziksel eforun da belirleyici olduğunu gösteren araştırma, online market ve hızlı teslimat hizmetlerinin tüketiciler açısından neden tercih edildiğine ilişkin veriler de sunuyor. Katılımcıların yüzde 52’si online market veya hızlı teslimat kanallarını kullandığını belirtirken, yüzde 48’i bu kanalları zaman tasarrufu açısından avantajlı buluyor.


Market alışverişinde en büyük zorluk sıcak hava ve ağır ürünler


Araştırmaya katılanların fiziksel market alışverişinde en çok zorlandığı konu yüzde 40 ile sıcak hava oldu. Bunu yüzde 38 ile ağır ürünler, yüzde 36 ile kalabalık ve yüzde 26 ile ürünleri taşıma takip etti.


Alışverişi yorucu bulanların oranı kadınlarda yüzde 46’ya, erkeklerde ise yüzde 36’ya ulaşıyor. Veriler, tüketicilerin alışveriş deneyimini değerlendirirken yalnızca markete ulaşım süresini değil, alışveriş boyunca harcadıkları fiziksel çabayı da dikkate aldığını gösteriyor.


Araştırmada günlük yaşam temposuna ilişkin bulgular da öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 46’sı sık sık aynı anda birden fazla işle ilgilenmek zorunda kaldığını, yüzde 38’i ise günün kendisine yetmediğini ifade ediyor.


IMG_9700.jpeg

Getir CEO’su Batuhan Gültakan, araştırmanın tüketicilerin hızlı teslimatın yanı sıra bütçelerini korumaya, alışverişlerini daha kolay planlamaya ve daha az efor harcamaya önem verdiğini gösterdiğini belirtti. Gültakan, şirketin lojistik altyapısı ve yapay zekâ uygulamalarıyla alışverişin fiziksel ve zihinsel yükünü azaltmayı hedeflediğini söyledi.


Online market tercihinde kampanya ve zaman tasarrufu öne çıkıyor


Online market ve hızlı teslimat hizmetlerini kullanan katılımcıların yüzde 44’ü kampanya ve fiyat avantajını tercih nedeni olarak gösteriyor. Katılımcıların yüzde 32’si markete gitmek için zaman veya imkân bulamamayı, yüzde 30’u üşenmeyi, yüzde 29’u ise ağır veya hacimli ürün satın almayı online alışverişin nedenleri arasında sıralıyor.


Online kanal; kolaylıkta yüzde 49, zaman tasarrufunda yüzde 48, kampanya ve fiyat karşılaştırmasında ise yüzde 43 oranında öne çıkıyor.


Araştırma, online alışverişin kullanım sıklığı arttıkça tüketicilerin tercih nedenlerinin de değiştiğine işaret ediyor. Aylık market harcamasının dörtte birini online kanalda yapanlarda kampanya ve indirim avantajı yüzde 58 ile öne çıkarken, harcamasının neredeyse tamamını online yapanlarda bu oran yüzde 28’e düşüyor. Online alışverişi her seferinde rutin olarak kullananların oranının ise online harcama payı arttıkça 32 kat yükseldiği belirtiliyor.


Gültakan, kampanyaların tüketicileri online marketle tanıştırmada önemli bir rol oynadığını, kullanım alışkanlığı geliştikçe zaman tasarrufu, kolaylık ve kişiselleştirilmiş deneyimin daha belirleyici hale geldiğini ifade etti.


Tüketiciler kazandıkları zamanı dinlenmeye ayırmak istiyor


Katılımcılara market alışverişine ayırdıkları süre yarıya inse kazanacakları zamanı nasıl değerlendirecekleri de soruldu. Yüzde 26’sı dinlenmek veya uyumak, yüzde 19’u sevdikleriyle vakit geçirmek, yüzde 18’i ise kendine ya da kişisel bakımına zaman ayırmak istediğini belirtti.


Getir, alışveriş sürecindeki zaman kaybını azaltmak amacıyla farklı dijital özellikler sunuyor. Alışveriş Listem, fotoğraf veya metin formatındaki listelerin sepete dönüştürülmesini sağlarken Hazır Sepet, geçmiş alışverişlerden hareketle kullanıcılara sepet önerileri sunuyor. Kişiselleştirilmiş kampanya ve ürün önerileri de arama ve karşılaştırma sürecini kısaltmayı amaçlıyor.


Alışveriş planlaması markete gitmeden önce başlıyor


Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 47’si markete gitmeden önce evdeki eksikleri kontrol ediyor. Fiyat, kampanya ve indirimleri inceleyenlerin oranı yüzde 43 olurken, aynı oranda katılımcı evdekilerin ihtiyaçlarını da soruyor. Alışveriş listesi hazırlayanların oranı ise yüzde 37.


Bu sonuçlar, market alışverişinin yalnızca mağazada geçirilen süreden ibaret olmadığını; ihtiyaç belirleme, fiyat araştırma ve liste hazırlama gibi aşamaların da sürece dahil olduğunu ortaya koyuyor.


Yapay zekâdan öncelikli beklenti daha iyi fiyat ve ürün önerisi


Araştırmada yapay zekânın alışveriş deneyimindeki rolüne ilişkin beklentiler de incelendi. Katılımcıların yüzde 47’si yapay zekânın daha iyi fiyat veya kampanya bulmasını, yüzde 37’si ihtiyaçlarına uygun öneriler sunmasını, yüzde 29’u ise zaman kazandırmasını bekliyor. Katılımcıların yüzde 40’ı kararın kendilerinde kalmasını önemsiyor.


Yapay zekâ destekli alışveriş özellikleri arasında bütçeye uygun alternatif ürün sunulması yüzde 44 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu sepete uygun kampanya veya ürün önerileri yüzde 36, unutulan ürünlerin hatırlatılması ise yüzde 30 ile takip ediyor.


Gültakan, tüketicilerin yapay zekâdan bütçelerine, zamanlarına ve ihtiyaçlarına somut katkı sağlamasını beklediğini belirterek teknolojiyi kullanıcının karar sürecini kolaylaştıran bir asistana dönüştürmeyi hedeflediklerini ifade etti.


PerakendeSektoru.com Yorumluyor


Getir ve Veri Enstitüsü’nün araştırması, market alışverişinde rekabetin yalnızca ürün fiyatı ve teslimat hızı üzerinden şekillenmediğini gösteriyor. Tüketicinin alışveriş için harcadığı toplam zaman, ulaşım maliyeti ve fiziksel efor da kanal tercihinde etkili hale geliyor. Özellikle yoğun yaşam temposunda alışverişin planlanması ve ürünlerin taşınması gibi aşamaların kolaylaştırılması, online market hizmetlerinin sunduğu değeri artırıyor.


Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de kampanyaların online market kullanımında önemli bir başlangıç noktası olması. Ancak online alışverişin payı yükseldikçe indirim avantajının daha az öne çıkması, tüketicilerin bu kanalı zamanla günlük alışkanlıklarının bir parçası haline getirdiğine işaret ediyor. Bu durum, online market platformları açısından yalnızca fiyat avantajıyla yeni kullanıcı kazanmanın yeterli olmayacağını ortaya koyuyor.


Yapay zekâ tarafında ise tüketicilerin beklentisi, teknolojinin alışverişi onlar adına yönetmesinden çok, doğru ürünü ve uygun fiyatı bulmalarına yardımcı olması yönünde. Bütçeye uygun alternatifler, kişiselleştirilmiş öneriler ve unutulan ürünleri hatırlatan özellikler bu açıdan öne çıkıyor. Ancak bu uygulamaların kalıcı değer yaratabilmesi için tüketicinin güvenini koruması ve son karar hakkını kullanıcıya bırakması gerekiyor.


Önümüzdeki dönemde online market rekabetinde teslimat süresinin yanı sıra alışverişin başından sonuna kadar ne kadar kolaylaştırıldığı da daha fazla önem kazanabilir. Tüketici açısından gerçek kolaylık, yalnızca siparişin hızlı ulaşması değil, alışveriş için daha az zaman, para ve efor harcanması anlamına geliyor.